top of page

ARİF BEY

Senin için kalbimin fitilinden bir mum yaktım bu gece,

Yüreğimi kara bilir anam babam,

Yandı mı şehvetli bir acıyla yakar genzimi,

İnceden bir kömür kokusu, söndürdüğüm yaram.

Senin yandığın acıdan etlerim lime lime

Sesin anılarımda bangır bangır

“Babamı bile tanımam heyhat!”

Öfkelenmiş gözlerin kapımın önünde

Sen gür bir adamsın Arif Bey.


İlkel toplumun ayağı topal torunuydun,

Yetişemedin çağa.

Veremedin saraylar, musluktan akan sıcak sular...

Verebileceğin zenginliktir sobamıza bir odun daha.

Sen yalnız bir adamsın Arif Bey,

Vefalı yârinin yoldaşlığı varacaktır mezara.


Ben, daha dün devlere inanan küçük bir kız

Emekle sıvanmış yorgun yüreğinle yoğrulmuş evinde.

Çatısında gezinir yara bere içinde ayaklarım

Tatlı bir uykuya dalar toprak kokan kucağında.

Ben, daha dün sırtında göğün derinliklerinde yaşayan prenses

Nasır tutmuş ellerin tam kalbimin üzerinde

Saç tellerimde hayallerimi ören parmakların

Çarpıklaşmış kentin yorgun siluetli evlerinin birinde

Çatısına kurduğun yamuk çivileriyle küflenmiş tahtım

Sen güçlü bir adamsın Arif Bey.

Düştüğünde kolundan tutup kaldıracak anılarım.


Güreş tutacak yine benim güçsüzlüğüm ve senin gücün,

Galip gelecek merhametine cılız bedenim.

Her akşam ceplerine sakladığın meyveli yoğurtlarla,

Her akşam aynı heyecanla, avurtlarımı dolduracağım,

Bir döşek bir yorgan odamda kahkahalarınla uyanacağım.

135’lik bir traktörün üstünde rüzgâra meydan okuyacağım.

Türküler söyleyeceğiz ellerimiz soğuktan yanarken,

Ben senin neşenle büyürken insanlığa bir selam çakacağım.

Sen güleç bir adamsın Arif Bey,

Gülümsediğin her mevsim için bir sen düşleyeceğim.



Vahlayacağız ceketini yakarken sigara külleri,

Benim için tuttuğun güneşlerin gözlerinden,

Çiğdemler toplayacağız.

Kocamış zihinlerin sesinden dinleyeceğim seni,

Bir Anadolu köyünün topraklı yolunda,

Yankılanan ayak seslerinden tanıyacağım seni.

Namussuza kalkan mazluma uzanan elinden

Yârini saran kollarından bakan gözlerinden

Yiğitliğinden tanıyacağım seni Arif Bey.



Ruhlarımız ölüyor bu şehirde Arif Bey,

Bedenlerimiz yalnızca gölge ediyor düşüncelerimize.

Aklım bir sokak serserisinin soğuk çakısının ucunda,

Suçsuzum, gözyaşlarım tutuklanıyor gecenin bir yarısında,

Parmaklıklardan kurtarıyor kırmızı bisikletli çocukluğum.

Bir zaman girdabına sokuluyorum,

Uçları simsiyah bıyıklarında gençliğinin gülümsemesi,

Sen benim geçmişim,

Sen benim geleceğim,

Sen benim kahramanımsın Arif Bey.

 
 
 

Yorumlar


Yazı: Blog2_Post

Abonelik Formu

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

  • Instagram
  • Twitter

©2020, Sitem tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page