top of page

KAYBETTİĞİM OYUN ARKADAŞIM

Güncelleme tarihi: 28 Haz 2020

Merhaba Elçin;

Sen muhtemelen beni hatırlamazsın ama Allah vergisi zehir gibi bir hafızaya sahip olduğum için henüz yedi sekiz yaşlarımdayken tanıştığım seni asla unutamam. Ankara’da güzel ve ılık geçen yaz günlerinden biriydi. Ailemle mavi gölde pikniğe gitmiş, gölün üzerinden esip ensemizi gıdıklayan rüzgâr eşliğinde yemeğimizi yiyorduk. Seni, parkta sallanırken bulmuştum. Arkadaşlığımızı ise iflah olmaz köylü ruhuma borçluyum: “Merhaba, nerelisin?” şimdilerde oldukça ilkel bulduğum bu tanışma yöntemiyle seni epey şaşırtmıştım. “Egeliyim.” diye cevap vermiş, kıkırdamalarına engel olamamıştın. Üzerinde asla sahip olamayacağım güzel kıyafetlerin vardı, öyle imrenerek bakmıştım ki haftalarca kendimi o kıyafetlerin içinde hayal etmiştim. Ömrümüzden yalnızca dört beş saatlik bir zaman dilimini paylaştığımız arkadaşlığımız ben de bu anlattıklarımın çok ötesinde şeyler bırakmıştı. Dünyası, bir gecekondu mahallesinin çerçevesinde kapalı kalmış kızın hayallerinde gezdiği uçsuz bucaksız diyarların birinde hiç rast gelmediği prensestin. Senin dünyanla ilk defa tanışmış, zihnimde farklı bir dünyanın kapıları açılmıştı. Adını hiç duymadığım bir semtte bir özel okulda okuyor ve dört dil biliyordun. Şiveli ağzımda dolandırdığım kelimeler seni gülümsetiyordu. O yaşıma kadar tanıştığım en kibar kişiydin. Dilinde düzgün bir biçim alan kelimeler beni oluşturan kodları bozuyor, zihnime yeni bir sürüm yazılıyordu. Çocuktuk, daha çok küçüktük. Yeni bir arkadaş edindiğim için çok mutluydum ama ulaşamayacağım bir yaşama sahip olan biriyle tanışmış olmak bende kıskançlıkla karışık bir üzüntü bırakmıştı. Ben benden farklı olanı ilk defa tanımış, gençliğime uzanan yol haritamı yeniden çizmiştim. Kıskançlığım benim itici gücüm olmuş, daha büyük hayallerle büyüyordum. Daha iyi bir insan olmak için çalışıyordum. Benim de güzel kıyafetlerim olacak, daha iyi kitaplar okuyacaktım. Çok çalışacak ve kendi krallığımın bilge prensesi ben olacaktım. Ah benim güzel oyun arkadaşım Elçin, büyüdükçe hayallerim de büyür ve sana daha çok yaklaşırım diye düşünürken büyüdükçe hayallerim hastalanmaya başladı. Ailecek eğlendiğimiz o piknikler kirlendi, mavi gölün suyu kirlendi, gölün üzerinden esip elimizden tutan rüzgâr bile kirlendi. Oyun parkında oynayan o kaküllü kız öldü. Zihnimin derinliklerinde kurulan krallıklar yıkıldı, prensesleri kaçırıldı. Şimdi geçmişe, tanıştığımız o güne döndüğümde zincirleri paslanmış salıncak bomboş. Demirleri paslandıran nemli gece ruhumu da etkisi altına alıyor ve hayallerim ölüyor. Büyürken seni kaybettim. Kafamın içinde taşlı sopalı ilkel bir savaş var. Savaşmaktan yorgunum ama pes edecek kadar da yıkılmadım. Elimden tutup gömüldüğüm topraktan beni kaldıracak bir güce ihtiyacım var. Ben seni kaybettim ama sen beni bulur musun oyun arkadaşım?




Yorumlar


Yazı: Blog2_Post

Abonelik Formu

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

  • Instagram
  • Twitter

©2020, Sitem tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page